En Son Haber 34

CHP’li Karabat Gelecek vadedemiyorlar ”Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz”.

CHP’li Karabat  Gelecek vadedemiyorlar ”Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz”.

EHA.“Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz”. Anayasanın 10’uncu maddesi böyle buyuruyor. Ancak salgınla beraber bu amir hüküm deyim yerindeyse can sıkıcı ve üzücü bir şakaya dönüşmüş durumda. Tüm Dünya gibi bizler de daha önce hiç olmadığı kadar endişeliyiz. Kimimiz kepengini dahi açamadığı bir göz dükkanının kirasını nasıl ödeyeceğini düşünüyor, kimimiz hamile eşi çalışmak zorunda olduğu için kahroluyor, kimimiz ise işsiz kalan çocuğuna harçlık vermeye çalışıyor. Faturalar, kredi borçları, ev kirası cabası. Tüm bunlara “Hastalanırsam, ücretsiz izne çıkarılırsam veya işten atılırsam ailem ne olur?” endişesi eşlik ediyor. Üstelik bu endişe artık en geniş düzeyde hepimizi kuşatmış durumda. Kısacası kıt kanaat geçinen milyonlar günü nasıl kurtaracaklarının hesabını yapıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2019 yılı itibariyle ülkemizde 15 yaşın üzerinde 61,5 milyon insan yaşıyor. Ancak ekonomimiz bu insanların sadece yüzde 45’ini istihdam ediyor. Mesela denk nüfusa sahip olduğumuz Almanya’da bu oran yüzde 70,5 civarında. Varsayalım ki ülkemizde de böylesine bir istihdam potansiyeli olsun, bugün yaşadığımız onca sorun gündemimizde olur muydu?

2019 yılı itibariyle ülkemizde 28,1 milyon kişi çalışıyor, geri kalan 33,4 milyon insan bir sebeple istihdam edilmiyor. Bu insanların maalesef 4,5 milyonu hevesle çalışmak istiyor; ancak iş bulamıyor. TÜİK, işte sadece bu kişileri işsiz kabul ediyor. Peki, iş aramayan ve çalışmayan 28,9 milyon yurttaş ne yapıyor? Bu sorunun cevabını hepimiz düşünmeliyiz. Ekonomik yapımız 20 milyonu kadın kesimi de işgücüne dahil etmiyor.

TÜİK, anketler aracılığıyla yaptığı hesapta; “İş olsa çalışırım; ama iş aramaktan ümidini kestim.” diyen 946 bin kişinin olduğunu tahmin ediyor. Üstelik bu tahmin geçtiğimiz Ocak ayına ait. 4,5 milyon genç iş bulma şansını artırmak için eğitim görüyor. Bu gençler ise, 1,5 milyon üniversite mezunu abi ablasının işsiz olduğunu ve sayının giderek arttığını görüp daha da ümitsizliğe kapılıyor. İstihdam edilen 8,5 milyon kadınımız var; buna karşın 11,4 milyon kadın ev işleriyle meşgul olduğu için işgücüne dahil edilmiyor. Kadınların işgücüne katılım oranının en düşük olduğu Avrupa ülkesiyiz. Düşünün, 15 yaşın üzerinde 31,5 milyon kadın yurttaşımızın sadece yüzde 27’si istihdamda. Daha da vahimi resmi verilere göre erkeklerle eşit ücrete çalışmıyorlar.

Yaşlılarımız ise ne acıdır ki çalışmak zorunda hissediyor kendini. Ancak 55 yaşın üzerindeki 255 bin kişi iş aradığı halde bu imkandan da mahrum. 65 yaşın üzerinde ise 850 bin yurttaşımız ileri yaşına rağmen istihdamda, üstelik bunların 142 bini bir işverenin hesabına maaşlı veya yevmiyeli olarak çalışıyor. Unutmayalım, bu insanlar keyfinden değil, zorunluluktan çalışıyor.

Gelelim, istihdamdaki nüfusumuza… Onların da yükü, en az istihdamda olmayanlarınki kadar fazla. Kendileriyle beraber 83 milyonun bakımını, istihdamdaki 28 milyon 80 bin kişi üstlenmiş durumda. Yani çalışan her yurttaş kendisinin dışında çalışmayan iki kişinin daha geçimini sağlıyor. İstihdamın yüzde 68’i, yani 19,2 milyonu maaşlı veya yevmiyeli çalışan emekçilerden oluşuyor. İstihdamın içinde 1,2 milyon işveren var; ancak bunların çoğu 1 ila 10 çalışanı olan esnaf konumunda. Hepimiz de şu korona gülerinde borcumuzu veya dükkanımızın kirasını nasıl ödeyeceğimizi kara kara düşünüyoruz. Geri kalanlar ise ya ailesinin yanında ücretsiz çalışıyor ya da avukatlık, muhasebecilik vb. biçimlerde kendi hesabına çalışıyor.

Bilindiği üzere İstihdamdaki 28 milyon kişinin 9,6 milyonunun herhangi bir sosyal güvenlik kaydı yok. Üstelik bu sayı da TÜİK’in hane halkına yaptığı anketlerden tahmin ediliyor. Düşünebiliyor musunuz, bu kişilerin isimlerini hükümet bile bilmiyor!

Bu krizde en stresli kesim krize dayanma gücü sınırlı olan küçük işletmeler. Krize dayanma gücü neredeyse olmayan bu işletmeleri kurtarmak için hükümetin aldığı önlem faizle kredi dağıtmak, yani zaten borç batağında olanları daha da dibe çekmek ve iş yapmadıkları halde SGK ve vergi borçlarını 3 ay ertelemek. Olmayan işin vergisi olur mu? Oluyor işte! 3 ay sonra ne olacağını ise kimse bilmiyor. Yani vatandaş Allah’a emanet!

1,5 milyon sağlık ve sosyal hizmet çalışanı dışında tüm kesimler topun ağzında. Sağlık çalışanları bir yanda işsizlik diğer yanda en riskli kesim olduğu için ölüm kalım savaşı veriyor. Geri kalanlar içinde; “aynı işi daha ucuza yaparım.” diyenler işi kapıyor belki; ama ücretler giderek düşüyor. Yeni mezun bir mühendis mimar dahi, asgari ücretle çalışmaya başlıyor. Yani çalışma hayatında orman kanunları işliyor. Anayasasında tam 21 kez “eşit”, 32 kez “sosyal” kelimesi geçen bu devleti yönetenler ise gece yarısı istifa şovlarıyla, iktidar içi hesaplaşmalarla, doğayı talan etmekle meşgul. Normal zamanlarda günde 3 kez gördüğümüz cumhurbaşkanını ise artık 3 günde bir görüyoruz. Kaderine terk edilen ülkenin, kaderini kendi ellerine alacağı günler işte bu yüzden giderek yaklaşıyor. Korana dehşeti bir kez daha gösterdi ki kapitalizmin insanlığa vaat edeceği bir gelecek yok!

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Haber İhbar Hattı